KÖYÜMÜZDE
DÜĞÜN GELENEKLERİ
M.DEMİREL BABACANOĞLU
KÖYÜMÜZ
Köyümüzün tarihçesi hakkında elimizde yeterli bir bilgi yoktur. Bu
konuda bir tasınlama yapmak istiyorum:
14.yy.'da Yüregirler Horasan'dan gelip, Adana'nın Alihocalı köyü yakınlarında
bulunanÇuldağına yerleşmişler.
, Yüregir Bey, kendine bağlı beylerden Karisa Bey'i, Karaisalı yöresine;
Menemenci Beyi de Tarsus'un doğukuzeyinde uzanan senir sırtlara ve
Çakıt'ın güneyine yerleştirmiş.
Bu açıdan baktığımızda Menemencilerin yerleştiği yerlerin orta bölümünde
bizim köyümüz" Incirgediği" de bulunmaktadır.
Buralarda göçer konar halde yaşarlarken birbirlerine:" Nerde
oturuyorsunuz" diye sorarlarmış. Bizim köyün bulunduğu yerde
oturanlarsa" Şoooooo incirlikte oturuyoruz" diye yanıt verirlermiş.
Köyün adı buradan" Incirgediği" kalmış. Gerçekten, köyümüzün
bulunduğu say kayalıklarda bugün bile yabani incir ağaçları bulunmaktadır.
Köyümüzün, günümüzden dört-beş yüz yıl önce yerleşik düzene geçtiği
sanılmaktadır.
.Köyümüz; Torosların güney eteklerinde bulunan ' engebeli topraklar
üzerinde, güneye-güneşe! bakan üçgen vadi yamaçlarında kurulmuştur.
Kurulduğundan bu yana Karaisalı'ya bağlı bulunan köy, köylünün kendi
isteğiyle 1993 yılında Tarsus'a geçmiştir.
Köyümüz, Adana, Tarsus, Karaisalı'ya yaklaşık elli kilometre uzaklıktadır.
Alışverişini genenellikle Adana, Tarsus'tan yapar. Ulaşım, köyün l
merkezi bir yeri olan durak Istasyonu'ndan demiryoluyla ve kısmen
karayoluyla sağlanır.
1950'lili yıllardan başlayan göç olayı nedeniyle köylümüzün büyük
bir bölümü Adana'ya göçmüştür. Barkal mahallesi ve yöresinde oturmaktadırlar.
.Köyümüze okul, yazı devrimden hemen sonra yapılmıştır. Uzun yıllar
çevre köy çcukları bizim köyde okumuşlardır.
Aşağıda anlatacağım gelenekler, yanlızca bizim köyün değil, o yörenin
köylerinin geleneklerini de içerir. ARAŞTIRMA
.Kızlar, oğlanlar ergenlik çağına girince, ana babalardan bir evecenlik
başlar Oğluna kız; kızına eş arar, araştırır.Daha çok da oğlan.anaları
bu işe sıvanır "Kimin kızını istesem" diye düşünür. Kimin
kızı güzel.. .
Kız anaları da kızına öğüt verir, şuraya gitme, filanla konuşma, buluşma,
dikkatli ol, başına bir iş gelmesin, yüzümü yere döndürme.
Bir kısmetin çıkar inşallah veririm seni der...
Böyle düşünürken kız analarıyla oğlan anaları bir bakıma anlaşmışlardır."
Gııııııı senin gizi bizim oğlana mehel gördük, ne diyon'diye sorar
o da:" Gısmetse olur, ne deyim anam?" der. Bu konuşmalarla
yan yarıya anlaşlama sağlanmış olur.
Bundan sonra bir yakın aracılığıyla" ağız aranır."
Köylü birbirini tanıdığı için, kimin oğlu, kimin kızı hangi vasıfta,
hangi nitelikte bilirler. Bu nedenle aynı köyden kız, oğlan için sorun
çıkmaz. Ancak kız veya oğlan uzak köylerden olursa birbirleri hakkında
bilgi toplarlar.
Kız istendiğinde, kız evi, Bir hafta on gün sure ister. Bu arada oğlanın
ailesini, niteliğini araştırır. Kendince uygunsa" gelsinler"
diye haber güclerir. değilse gödennozler. ısrar edilirse" kısmetini
başkayerde arasın" yanıtını verililer.
DÜNÜR OLMAK
Kızı veıimkar olan aileye, hatırlı kişilerden bir iki Kişi; oğlanın
ailesinden bir kişi (Bu sayı iki ile beş arasında değişebilir. ) dünür
gideıler buna" dünür gütme denir," genellikle akşam üzeri
gidilir, selamlaşıp, hoşbeş ederler, dünüıcü başı:"gelenlere
niye geldin denmez"diye söze başlar," sizden hısımlık umuyoruz,
Allanın emıi peygamberin Havliyle kızınız (...)nı, komşumuzun oğlu
(. ..)na istiyoruz" der." kız evi naz evidir." biraz
kentlilerini naz çekerler" eve danışalım kıza soralım" derler.
( Bu durum oğlan evinin ikinci üçüncü dünür yelmesine kadar uzaya
bilir) bir başka gün bekleriz diyerek dünürcüleri savarlar.
Kıza sorulur, kız red etmez, gülümlerse olumludur. Ya da babam"
ne derse olur" diye yanıtlar. Evde demokrasi varsa, kız istemiyorsa
verilmez. Kız istiyorsa, aileden olumlu sonuç çıkmışsa, dünürcülere
haber salınır. Dünürcüler gelir. Kız" Allanın, emri peygamberin
kavliyle" verilir, kahveler içilir, tatlılar yenir. Nişan günü
belirlenir. Her iki taraf da bu işe çok sevinir, mutlu olur.
NİŞAN
Sıra nişana gelir. Aileler kendi aralarında nişan günü kararlaştırırlar.
Kente gidilir, Oylan tarafı kıza, kız tarafı oğlana nişan yüzüğü alır;
içine isimler yazdırılır. Nişan için hazırlık görülür, giyit, şu bu,
filan alınır.
Belirtilen
nişan günü, eş dost, akraba, yakınlara, konu komşuya duyurulur,
davet edilir. Çağrılılar kız evinde toplanırlar. Kadınlar kendi
aralarında, erkekler kendi aralarında eğlenirler.
Kız geleneklere göre süslenir. Nişan takmak için görebileceği bir
yere alınır. Oğlan yakınlarından aileyi temsil edecek biri, oğlanın
adına nişan yüzüğünü takar. Damat orada bulunmaz. Damadın yüzüğü,
ailenin nişan takan temsilcisiyle gönderilir. Son onbeş yirmi yıl
öncesinden bu yana bu gelenek değişmiştir. Yüzük takma töreninde
artık damat da bulunmaktadır. Kadınlı erkekli bir arada olunmakta,
aile temsilcisi (büyüğü) tarafından yüzük takılmaktadır. Ardından
pastayla birlikte şerbet ( şekerli su) ya da gazoz, kola gibi içecekler
verilmektedir.
Tören bitiminde:" Hayırlı olsun. Allah utandırmasın, başa kadar
gönendirsin..." gibi iyi dileklerde bulunulur." Darısı
düğününe" denilinir.
ARA KESME
Düğünler genellikle kış mevsiminde başlar.
Ekinler biçilir, hasat edilir, döğme doğulur, bulgur çekilir, buğdaylar
öğütülür, üzümler kesilir, pekmez kaynatılır, pamuk toplanır, satılır,
para edilir, sıra düğüne gelir
Oğlan evinin ileri gelenleri, kız evinin ileri gelenleriyle görüşürler.
Düğün günü belirlenir. Düğün için neler alınacak, neler yapılacak
bir listesi hazırlanır. Listede iğneden ipliğe, ev için ne gerekliyse
bulunur: Altın takı, giynek, yatak yorgan, karyola (son yıllarda
beyaz eşya, oda takımı, salon takımı, süs eşyaları), yağlık yazma,
okuntu vs.
Buna" Ara kesme" denir.
Yine belirtilen günde taraflar birlikte Adana'ya da Tarsus'a giderek,
listede belirtilenleri alırlar.
Buna da" Esvap kesme" denir.
Esvap getirilir, konu komşunun görmesi için oğlan evinde sergilenir.
DÜĞÜN HAZIRLIĞI
Köyde eli yatkın olanlar, terzilik bilenler, kızın giyineklerini
dikerler. Çeyizini düzenlerler.
Oğlan evinde düğün ekmeği yapılır. Kimi hamur yogurur, kimi hamur
açar, kimi pişirir. Kalın sütunlar gibi yığılır ekmek.
Çam-çıra getirtilir. Meşale hazır edilir.
Bütün bunlar imece usulü yapılır, bir hafta on gün kadar sürer.
OKUNTU GÖNDERME
Okuntu; yağlık, yazma, mendil, çorap, gömlek kumaş gibi şeylerden
oluşur. Okuntu verilecek kişiler, konumlarına göre değerlendirilir
ona göre okuntuları gönderilir.
Köyde okuntu gönderilmedik kimse kalmaz. Küs-dargın olunsa bile
ona okuntu gönderilir. Lakin köy ve uzak köylerdeki, yahut kentlerdeki
.tanıdık eş dost akraba hısımlara okuntu gönderilmesi unutulmaz.
Okuntu düğüne davet anlamına gelir. Son yıllarda bu gelenek yerini
basılı davetiyelere bırakmıştır.
Okuntusu değerli ve pahalı olanlar, düğüne koyun, keçi, para gibi
hediye gönderirler.
BAYRAK ÇEKME
Dağmadın sağdıçları (arkadaşları) ormana giderler, genç bir çam
ağacını keserler; kesilen bu çam ağacına" çağ" adı verilir.
Çağ iyice süslenir. Renkli kordelalar, mendiller, yağlıklar bağlanır.
Bir de üzerine dairesel ayna asılır. Bir hafta önceden oğlan evine
dikilir. Bir de sıngın ucuna bağlayarak düğüne katılırlar. Buna
da" Bayrak çekme" denir.
Düğün alayı kız evine giderken çam bayrak yerinde kalır. Türk bayrağı
ve diğer sembolik bayraklar çekenleri tarafından kız evine, oradan
da oğlan evine taşınır.
DAVULCU TUTMA
Bir hafta önceden, kente gidilerek, düğün çalması için bir davulcuyla
anlaşma yapılır. Davulcuya dutu (kaparo) verilir, davulcudan da
davul alınır getirilir. Bu işleme" Davulcu tutma" denir.
Davulcu, düğünün belirlendiği gün gelir, düğün sonuna kadar çalar.
AŞANACI
Düğün yemeğini yapan, orta yaşın üzerindeki, beş altı kişilik kadınlar
kümesine" Aşanacı" denir. Köylerde hemen hemen bu kadınlar"
Aşanacı" olurlar.
Genellikle, Aşanacıların pişirdiği düğün yemekleri, dövme pilavı,
kuru fasulye, sulu patates.topalak, yüksük çorbası gibi yemeklerden
oluşur.
Düğün suresince öğlen vaktinde bütün konuklara yemek verilir. Yemek
verme işini köyün gençleri düzenlerler. Sofraya oturan konuklara,
yemek, ekmek getiriler. herkesin karnını doyurması sağlanır.
DÜĞÜNÜN BAŞLAMASI
Düğün, perşembe veya pazar günü öğleye doğru başlar.
Düğünü genellikle köyün gençleri yönetir. Aralarından bir baş seçerler.
Ona" yiğitbaşı" derler. Diğer gençler, yiğitbaşı ne derse
onu yaparlar.
Yiğitbaşı tirenle istasyona gelen yolcuları karşılar. Alır köye
getirir. Davulun ve zurnanın sesi duyuldu mu, bütün köylüler toplanır.
Artık düğün başlamış olur.
Ev
içinde de düğünü, damadın akrabalarından kızlar yönetir. Kızların
başkanına da" Sağdıç" adı verilir.
Düğünde görev almış her yaşta insan, düğünün işlerini kolaylaştırır.
Neşesini artırır. Bütün köycek herkesin mutlu olması sağlanır. Herkes
düğüne katılır, kendine düşen payını alır., Kimi oynar, kimi seyreder...
Eğer düğün Perşembe günü başlamışsa Pazar günü öğleyin; Pazar günü
başlamışsa Perşembe günü öğleyin biter.
KONUK KARŞILAMAK
Gelen konuklar, Yiğitbaşı ve arkadaşları tarafından davul zurna
ile karşılanır. Eğer davul bir konu için çalmıyorsa veya halay çekiliyorsa
bile... o iş bırakılır, konuk karşılanır. Konuklar x- düğün evine
kadar getirilir. Konuk evinde kahve ikram edilir... Hoş tutulur,
düğüne katılması sağlanır.- Davulcular konuklara davulunu konuklara
tutarak, bahşiş almayı unutmazlar, Konuk karşı ima, ağırlama ikinci
gün de sürer. Bundan sonra konuk pek gelmez zaten. Gerilse de konuk
cezalandırılır.
Gençlerden, ortayaşlılardan, yaşlılardan bir kurul oluşturulur.
Mahkeme kurulur.
Kurulun başı baş yargıç olur. Diğerleri de yardımcısı. Suç: Düğüne
geç gelmek, neden geç geldiği sorulur önemli ve geçerli bir gerekçe
sunmadıkça, mahkeme onu genellikle para cezasına çarptırır. Bazende
kuyudan kalburla su çekme; türkü söyleme, hayvan taklidi yapma,
sembolik asma gibi cezalar verilir. Kesilen ceza, parasıyla bir
şey alınır, hep birlikte yenilir. Diğer cezalarsa eğlenceli olur,
hep birlikte gülerler. Bu lokum, leblebi, şeker gibi şeyler olabilir.
Yiğitbaşı ve arkadaşlarının kolunda mendil, şerit bağlı bulunur.
Herkes tarafından tanınır, bilinir. Düğünle ilgili bir durum olduğunda
bu gençlere baş vurulur.
HALAY ÇEKME
En çok gençler halay çeker. Sonra evliler, daha sonra orta yaşlılar
ve yaşlılar.
Halay çeşitleri şunlardır:
Halay, lorke, saya, temirağa, Adana üç ayağı, Kırıkhan, gelinalma...
Halayın başında, halay çekmeyi iyi bilen halaybaşı olur. Diğerleri
halaybaşına uyarak, davul zurnanın ritmine göre oynarlar. Her halay
dönüşünde" atalım atalım" atılır. Şöyle:
"Atalım atalım!"
Kimiiiii?
"Nereye ?"
"Sevdiğinin kucağına ene eey!" Atalım atılan kişi bir
türkü, ya da bir şarkı söyler. Sonra şöyle denir:
"Oppüşşş!"
"Nerden?"
"Gıdığından, eheeeeey"
Zaten de sesi güzel olmayanlar için ile" atalım' atılır. O,"
sesim güzel değil, söyleyemem;" yahut" ben türkü bilmiyorum"
dediğinde ısrar edilir, gülüşmeler olur," anırmasını da mı
bilmiyom oğlum" denir. Sonunda ona da bir türkü veya şarkı
süyletilir...
O dönemde söylenen egzersizlerde şunlardı:
"Ninno, Nuranım Nuran, yeşil ördek gibi daldın göllere, gitme
garip gitme yollar çamurdur, Hasan dağı çatal matal, yeşil kurbağalar,
Alıcı kuşlar yüksek yapar yuvayı,
Her yor karanlık, yetiş imdade ey ebrudade. Bu ne sevgi ah, bu ne
ızdırap, pencereden kar geliyor. Zehretme hayatı, Beklerim her gün
bu sahillerde, Ankara'da yedik taze meyvayı, Ham meyvayı kopardılar
dalından, Arpalar sarardı gittik yolmaya, Karadır kaşların ferman
yazdırır, indim yarin bahçesine gül dibinde gülizar, Aşk bu değil
yapma güzel, Tren gelir hoş gelir...
Ezgilerin bitişinde tabancalar sıkılır havaya takır takır. Neşeli,
mutlu, güzel anlar yaşanır...
Halay sonunda, davulcu, halay çekenlere davulunu tutar, bahşişini
alır. Ardında başka bir halay başlar...
İÇKİ İÇME
Gençlere içki içme izni, genellikle düğünlerde büyükleri tarafından
verilir. Gündüzleri içilmez, akşamları içilir. Düğünler dışındaki
günlerde içki içmeye pek rastlanmaz.
Akşam olunca, düğün evine yakın içki için ayrılmış evlerde içki
sofraları kurulur, içkiler şarap ya da rakı olur. Köyde satılmaz
kentten getirtilir.
Düğün sahibi, içki sofralarına birer şişe içki gönderir. Diğer şişeleri
içkiciler kendileri alır. içkicilere meze vesaire gibi şeyler düğün
evinden gönderilir.
İçki içme uzadıkça, mezenin arkası da kesilir Bu zaman da içkicilerden
hünerli olanlar, komşuların kümeslerinden tavuk çalarlar. Tavuk
sahibinin haberi olsa bile sesini çıkarmaz. Tavuk alapişmiş olarak
yenir. Böyle zamanda tavuk çalmak bir gelenektir.
Kafayı bulan (sarhoş) içkiciler dışarı çıkaılar. Davulcuyu çağırtırlar
halaya dururlar, iyice" zom" (sarhoş) oldukları zaman
da çiftetelli, kırık havalar çaldırarak oynarlar. Ayık kafayla şıkıdım
şıkıdım oynama geleneği yoktur. Hoş karşılanmaz. Ancak sarhoşlar
hoş karşılanır. Zarhoşlara" zerhoş" denir.
Bazen sarhoş kümeler arasında davul senin olacak, benim olacak diye
anlaşmazlıklar çıkar. Kavgalara çatışmalara dönüşür. Kimi zaman
da davula tekme veya kesici: delici bir şey vurarak davul parçalanır.
Bu davranış hiç bir zaman hoş karşılanmaz. Ama yine de içkinin etkisine
bağlanarak, sonuç tatlıya bağlanır
GÜREŞ TUTMA
Hemen her düğünde güreş tutulur.
Bir kezinde ( çocukluk yıllarımda) köyümüzde büyük bir güreş oldu.
Ünlü güreşçilerden Mehmet Çelebi başka ünlü güreşçiler de gelmişti.
O gün köy büyük bir bayram havası yaşadı. Çevre ve uzak köylerden
güreşseverler geldiler.
Son yıllarda bu gelenek de unutuldu.
SİNSİN OYNAMA
Torosların dağlık köylerinden çam-çıra getirilir. Akşam, köyün meydanlığında
toplanılır. Ortaya bir mesela yakılır. Çevresine halka olunur. Halkadakiler
koşarak, meşalenin çevresinde döner. Halkadan biri koşarak, meşale
çevresinde dönen kişinin karşısından varır. Meşalenin çevresinde
dönen kişi kaçar; gelen kişi onu kovalar, yetişebilirse sırtına
eliyle vurur.
Bu oyun sırasında davulcu sinsin havası çalar.
Sinsin geceyarısma kadar sürer.
Sonra, görevli gençler tarafından meşale alınır, düğün evinin önüne
kadar gidilir. Davul çalar, türküler söylenir Artık bundan sonra
davul içkicilerindir.
ARAP OYUNU
Daha çok ortayaşlıların oynadığı bir oyundur. Bundan başka daha
çeşitli, güldürüşlü oyunlar oynanır. Bu oyunlar daha çok köy meydanlığında
gece oynanır.
Bir küme oyuncu, yüzlerini isle boyarlar. Kimi kaçıcı olur, kimi
kovalayıcı. Kovalayıcılar, kaçıcıları gizlediği yerden bulur, kovalar.
Hırsız polis oyununa benzer bir oyundur.
DAN DAVULU
Görevli gençler davulcuları sabah erken kaldırır. Davul çaldırır.
Buna" Dan davulu" denir.
GELİN ALMAYA GİTME
Aşanacılar düğünün ikinci günü akşamı gelin evine giderler. Yemek
araç gereçlerini de birlikte götürürler. Orada yarın için hazırlık
yaparlar. Yemek pişirirler. Gelinalıcılar geldiklerinde kız evinin
konuklarıyla birlikte yemeklerini yerler.
Düğünün üçüncü günü, gelinalıcılar, kızevine öğle vakti varacak
düzende hazırlık yaparlar.
Davulcular, yiğitbaşılar, gençler oğlanevinin ahbabları, yakınları,
eşleri, dostları düğün evinin önünde hazır olurlar Bayrakçılar bayrağı
ellerine alırlar. Kadınlar süslenir, atlara biner; buna" Yenge
binme" denir. Yengeler atlarını da süslerler.
Gençler yakalarına mendillerini, bellerine kamalarını takarlar.
Tabancası olanlar, tabancasını yanına alır. Kimi de çifte kırmasını
/Av tüfeği) alır.
Bu arada gelin develeri hazır edilmiş olur. Develerin havutları,
yularları, başlıkları renkli yağlık, yazmalarla, kurdelelarla süslenir.
Boyunlarında havutlarında çanlar bulunur. Yürüdükçe çanlar salınır,
çalınır.
Davul yol havası çalar. Silahlar patlar." Allah Allah"
çekilir, gençler bağıra çağıra, davul çala vara, yengeler süzüle
süzüle, develer aheste aheste kız evine doğru yol alır. Aradabir,
kamalar yere çakılır, bayraklar dikilir, gençler halaya dururlar,
türkü çağırırlar, yola tekrar düzülürler.
Kız aynı köşedeyse, kız evine varış yerinde, kız başka bir köşedeyse,
köyün giriş sınırında; kız evinin gençleri, konukları karşı çıkarlar.
Kız evine geçit vermezler. Oğlan evinden" Toprakbastı"
belirlenir, verilir, kızevine varılır. Bu arayla gençler gençler
arasında bir şey alınarak, yenilir içilir..
KIZ EVİNE VARIŞ
Kızın ailesi, yakınları, oğlan evini karşılar. Develer çöker, yengeler
attan iner, kendileri için ayrılmış yere buyur edilirler. Erkek
kısmını da, köyün geçleri de onlar için ayrılmış yerde ağırlar.
O gün davul çalar, halay çekilir, oynanır. Akşam olunca da, sinsin
oynanır, içki içilir, davul sabaha kadar çaldırılır. Sanki üç günlük
zaman bir günlük geceye sığdırılır.
Kızevinde, gelinkızın arkadaşları, yakınları, oğlan evinden gelen
konuklar toplanırlar. Tef, dümbelek, darbuka çalarak eğlenirler.
KINA GECESİ
Kızın arkadaşlarından veya köyden eli yatkın, biraz berberlik bilenler;
kızın saçlarını makasla düzeltirler, kaşlarını çekerler, yüzlerindeki
sarı tüyleri alırlar, ağda yaparlar. Kentten alınmış olan aylık,
pudra, ruj, oje gibi şeyleri süsleme için kullanırlar. Gelinin saçlarını
düzenlerler, yüzüne allık, pudra sürerler göze sürme, kaşa rastık
çekerler. Bazen de gelin kızın saçlarını kırk belik örerler. Esanslar,
güzel kokular sürülür. Giydirilir, kuşatılır, ellerine kına yakılır.
Tam
da burada kına ağıdı başlar. Kızın annesi, yakınları ağlar. Bu ağıda
orada bulunanlar-da katılır. Evin avlusuna getirilmiş olan davulcu
da kına ağıdı çalmaya başlar. Dertli dertli, hüzün veren bu hava
herkese dokunur.*^
''Kına gecesi-bir bakıma ağıt gecesidir. Ayrılış gecesidir.
GELİN ALMA
Gelin allanıp, pullanıp, tellenmiş hazır edilmişdir.Ayrılış, kopuş
zamanı başlamıştır. Gelin eşyaları, çeyizleri güçlü kimseler tarafından'sırtlarında
taşınarak aşağıya indirilir. Evin önüne çökmüş olan süslü develere,
yüklenir. Yengeler geldikleri ata binerler. Bayraktarlar bayraklarını
alırlar, gençler hazır olurlar..'.'1 Gelinin bineceği al at veya
kırat, yahut yağız at sahibinin altında kişnemektedir. Sahibi evin
önünde bir oraya bir buraya koşturur. At yerinde duramaz zıpır zıpır
zıplar.
Ancak içerde bir şey'olmuştur. Gelinin yastığına bir kardeşi, sandığına
bir kardeşi oturmuştur, bahşişini almadan1 bırakmaz. Oğlan evinin
başkanı yahut temsilcisi istenen bahşişi verir. Sandık çıkartılır,
Deveye yüklenir. Yastık gençlerden birinin koltuğuna verilir. Gelinin
aynası da yine bir genç tarafından alınır. Aynayla yastık hemen
yola çıkartılır,1'Bir an önce oğlanevine ulaştırılır. Yastığı"'
aynayı götürenler, oğlanevinden bahşişlerini alırlar.
Artık davulcular gelin bindirme havası çalmaya başlar.Gelin.allıyeşilli.
telli duvaklı, beli kuşaklı baba evinin kapısında, gelin alıcıların
arasında görülür.Hazır olan ata bindirilir, gelinin babası,annesi,
yakınları gözyaşlarını tutamazlar, ayrılış zamanı başlamıştır, gelinin
arkasından su dökerter.tbu su gibi aydınlık, berak olunması içindir,
-""i
Bu olay çok heyecanlı, çok duygulu biçimde geçer.
Oğlanevinin yüzündeki mutluluk uzaktan bile okunabilr.
önde Gençler, davulcular bayrakfarlar, yürürler 'hemen ardından
gelin gelmektedir. Gelin atın üstünde allı duvaklı süzülmektedir,
gelinin atını oğlan eviden biri çeker ikiside sağlı solu üzengiden
tutarak, onu korur.
Sonra yengeler.daha sonra da develer gelir. Bir düğün katarı (seğmen
-alay) oluşurulur
Oğlanevi rahatlamıştır, şöyle derler:
'Aldık kızınızı, it yalasın yüzünüzü !" Bu söz yüksek sesle
söylenemez.
YOLLARDA
Düğün alayı oğlanevine doğru yola çıkar. Bu sırada oyunlar oynanır
deyişler söylenir
"Sıra sıra söğütler
Anası kızını öğütler
Diyelim Allahaşkına şavkına
Allah Allah. ... "
Oğlanevirıe yaklaşıldığında, gelinin geçeceği yere ip gererler,
bahşiş allılar. Bahşiş mendil, yağlık para gibi şeylerden verilir.
Yiğitbaşı, düğünü uygun bir yerde durdurur. Gençler kamalarını yere
çakarlar. Bayraktarlar, kamaların yanına bayraklarını dikerler,
halay çekerler. Kısa süre sonra halay biter yola yürürler.
Az sonra yine bir deyiş söylenir.
"Kara kara kazanlar
Cennet yüzü görmesin
Aramızı bozanlar
Diyelim Allah aşkına şavkına
Allah Allah..."
Diye bağırırlar.
Bir de bakarsın alay giderken, biri numaradan bayılmış ölmüş üzerine
Tüık bayrağını örterler. Davulcu ağıt havası çalar, bu sırada, mendil
ya da benzeri bir bahşiş getirilip, koltuğuna sokulur. Bahşişi alan
ölü drilir.
Gülüşe, eglene yola yürünür.
Mezarlığa gelindiğinde, gelin atla birlikte oglanevinin ölmüşlerinin
mezarı çevresinde üç kez döndürülür. Dua edilir. Bunun, anlamı,
ölülerimizi unutmadık demektir, işte haneniz boş kalmadı, gelin
getiriyoruz, soyumuz sürecek... anlamına gelir.
Yine yola düzülünür.
Köye doğru yaklaşildıkça:
"Kazanlar kaynasın
Comçalar oynasın
Büyük kızlar gelin olsun
Küçük kızlara sıra gelsin
Koca karıların boynu altında kalsın
Diyelim Allah aşkına şavkına
Allah Allah. .."
Denir. Bundan koca karılar hiçbir zaman alınmazlar. Güler geçerler.
Yine bir daha çok çocukların söylediği bir türkü:
"Kocakarı kız gibi
Götü patates gibi
Altmış odun yaktım
Yine götün buz gibi"
Bundan sonra da, davulla, zurnayla, oynaya, halay çeke yola yürünür.
Tam da oğlanevine yaklaşıldığı zaman; gelin takdim edilir.
"Adana'nın altı yazı
Kayıttın incedir bezi
Getirdiğimizi
(....) Ağanın kızı
22
Kiminui/.de düğün gelenekleri
İve! Kültürü
Diyelim Allah aşkına şavkına
Allah Allah....
GELİN İNDİRME
Gelin alayı oğlan evine gelir. Önce yengeler inerler Sonra süslü
develerin yükü (Çeyiz) indirilir
Bütün bu işlemlerden sonra, gelin oglanevine getirilmiştir. Damadın
annesi, babası, kardeşleri, yakınları mutluluk içindedirler. Gelin,
atın üzerinde, oglanevinin merdiveninin dibinde durdurulur. Gelin
atın üstünde süzülmektedir. Davul durdurulur. Gür sesli çığırtkan
biri çıkar ortaya." Kırkım" toplamak için, yüksek sesle
bağırır herkese, oradakilere duyurur sesini." Duyduk duymadık,
beni çağırmadınız demeyin, hadi atkılarınızı atın!.." der.
önce damadın yakınları başlar atkı atmaya...
Damadın babası, takım tarlası, bağlı bagçesi varsa onlardan bir
parça bağışlar. Yoksa gücü kadar bir şey verir, (para vs.) Kaynana
ise" Bir tosun veriyorum!" der gülüşülür. Bununla oğlunu
işaretliyor demektir. Ardından bir düve yada sağılır inek verir.
Bu keçi, koyun da olabilir. Savan, çul, halı, şal da olabilir...
Yoksa gücü kadar bir şey verir.
Diğer yakınlar ve konuklar da, para ve benzeri, altın takı gibi
şeyler verirler. Buna" Kırkım" toplama denir. Bu bir bakıma
dayanışma, yardımdır. Bir çeşit imecedir...
Bu iş bitince" Çal davulcu" denir. Davulcu gelin indirme
havası çalmağa bnşlar Bu sırada gelinin başına; bozuk para, buğday,
nohut, kuruüzüm... karışımı serperler. Bu geline iyilik, güzellik,
mutluluk dilemek, çorlu çocuklu olmasını isteme anlamına gelir.
Gelin attan ineceği zaman, damat gelir, gelini koltuğundan tutar,
indirilmesine yardımcı olur, koltuğuna girer; gelin için düzenlenmiş
odaya götürülür. Buna" Koltuk olma" denir. ( Her zaman
koltuk olmıyabilir damat, gelini damadın yakınlarından biri veya
temsilcisi içeri götürür.)
At sahibi hemen atına biner, ileri geri koşturur. Merdivenin önüne,
yahut kapı önüne kadar birkaçkez gelir. Atın üzerindeki, gelin binerken
atılmış olan halı işlemeli gelin heybesi, at sahibine bahşiş olarak
verilir.
Yiğitbaşına, bayraktarlara, görevli gençlere, gelinin çeyizinden
birer peşkir, mendil armağan edilir.
Hayırlı olsun diyenlere, kırkım verenlere, darısı oğluna, kızına
denilir. Bunu söyleyen bekarsa, darısı başına denir.
Davulcular haklarını alırlar. Çoğu kez karınlarını bile doyurmadan
geldikleri yere giderler.
Bundan sonra Aşanacıların yaptığı yemekler konuklara ikram edilir.
Yerler, içerler, dua ederler... Böylece, düğünün bu bölümü sona
ermiş olur.
GELINEVİ
Köyün, gelinleri, kızları, kadınları gelinevine doluşur. Gelinin
getirdiği çeyize bakarlar. Daha sonra eli yatkın olan gelin, kızlar
kadınlar yardımıyla, gelinevi düzenlenir, gerdek için hazır edilir.Gelinin
yanıda kendi yakınlarından ve güveyin yakınlarından birkaç kadın
bulunur. Gerdek sonucunu beklerler
GÜVEYİNİN YERİ
. Güveyi, gelini odasına bıraktıktan sonra, kendi akranları ve arkadaşları
tarafından alınır, güveyevine götürülür. Artık bundan sonra güveyinin
korunması gençlere aittir. Güveyinin bulunduğu komşu eve, , köyün
orta yaşlı ve yaşlıları da gelirler. Şakalaşır, eğlenirler, fıkra
söyler, türkü çağırırlar...
GÜVEY TIRAŞI
Güveyinin korumaları, güvey tıraşı için bir berber çağırırlar. Güvey,
törenle tıraş edilir. Tıraş bittikten sonra orada bulunanlar tıraş
giderini karşılarlar, bahşiş verirler. Gençlerden biri berberin
tıraş tepsisini alır, güveyevine götürür, gelin de işlemeli peşkir,
mendil bir kalıb sabun gönderir... Kaynana, kayınbaba da bahşiş
vermeyi unutmazlar.
GÜVEY GİYDİRME
Güvey giyiti, gelinin babası tarafından, ölçü üzerine kentten alır;
ya da bir terziye ısmarlar.Bu giyit bir bohça içerisinde getirilir.
Bohçada, ceket, gömlek, pantolun, kravat, iç çamaşır, mendil, çorap,
kundura bulunur...
Köyün imamı ya da dinsel kişisi, bohçayı duayla açar. Güvey iç çamaşırlarını,
çorabını, pantolununu, gömleğini kapalı bir odada giyer. Sıra ceketi
giymeye gelir.
imam, dua ederek ceketi güveyine giydirir.
NİKAH KIYMA
Daha önce resmi nikah kıyılmıştır. Sıra dinsel nikahtadır. Gelinin
yakınlarından biri onun vekaletini alır. imam, vekile ve güveyiye,
evlenmeyi isteyip istemediklerini sorar.'Alınan yanıt genellikle"
Evet" olur. Böylece, imam her iki tarafı karı-koca ilan ettiğini
duyurur:, Dinsel duasını eder... Orada bulunanlar da duaya katılır.
Ardından, şeker, lokum, leblebi gibi şeyler yenir.
GÜVEY VE EŞYASINI ÇALMA
Güveyinin, komşu evinde bulunduğu sıralarda, bir eşyası veya kendisi
evliler tarafından çalınmak istenir. Güveyi korumakla yükümlü genç
bekarlar da bu işe karşı çıkarlar. Bu nedenle genç bekarlar uyanık
olmak zorundadırlar.
Evlilerse, dikkati dağıtmak için güldürüşlü şeyler anlatırlar, şakalar
yaparlar. Sözgelimi:" Güveyinin dişine bak, kaç yaşında boyu
kısamı ne?" gibi şeyler söylerler.
Bu sırada bir şey çalabilirlerse; çaldıkları şeyi geri vermek için
bahşiş alırlar. Yok çalamazlarsa, evliler gençlere bahşiş vermek
zorunda kalırlar.
Bu olay, güvey artık evliler sınıfına geçiyor, bekarlardan ayrılıyor
anlamına gelir. O nedenle, bekarlar, güvey gerdeğe girene'kadar
onu evlilerden korumak zorundadırlar...
Genellikle bekarlar başarılı olurlar.
NAMAZ
Güveyi, arkadaşları ve yakınları tarafından yatsı namazına götürülür.
Namaz ya bir evde, ya da bir camide kılınır. Köyümüzde cami olduğu
için güveyi namazını burada kılar.
Güvey yatsı namazından başka, bir de iki rekat namaz kılar. Bu namaz,
geleceği ve başarısı için bir dua namazıdır.
GÜVEYİ GÖTÜRME
Namazdan sonra güveyi gelin evine götürülür. Giderken türkü çağrılır,
atalımatılır.
Güveyi evin kapısına veya merdivenine geldiği zaman, korumaları
tarafından sırtından itilir. Bu sırada içeri girene kadar birileri
arkasından sırtına şaplak veya yumruk vurur. Güveyi bundan kurtulmak
için içeri koşar. GERDEK
Böylece güveyi gerdeğe girer. Orada bulunan gelinin korumaları dışarı
çıkar. Güvey ve gelin daha önce yakınlarından aldıkları öğüt üzerine
harekete ederler.
Güvey önce, gelinin boynuna altın gerdanlık takar.veya ona altın
ve benzeri şeylerden armağan sunar. Buna" yüzgörümlük"
denir. Bundan sonra, gelinin yüzünü örten alı açar..
Böylece çoğu kez olduğu gibi benzeri ilk tanışma başlamış olur.Gelinin
yüzüne bir hosgeldin öpücüğü kondurur. Oturur, konuşurlar, çerez
gibi benzeri şeyler yerler. Bu ısınma, tanışma başlangıcıdır.
Sonra loş bir ışıkta birbirlerine yaklaşıriar.Soyunuriar.Birleşme
sağlanır.Bekaret bozulur çarşafta kan lekeleri oluşur.
Güveyi giyinir, dışarı çıkar, annesi babası ve orada bulunan büyüklerinin
elini öper. Bunun anlamı" zifaf" başarılı olmuştur demektir.
Bu sırada, güveyinin yakınlarından biri tüfek ya da tabancayla havaya
üç el ateş ederek "zifafın gerçekleştiğini duyur.
traktörün köye makinalaşmanın
ÇAM BAYRAĞIN İNDİRİLMESİ
Düğünün başlangıcında dikilmiş olan çam bayrak indirilir.Gelin kız
çıkmamışsa indirilmez. Silah sıkılmaz. Gelin babaevine gönderilir.Bu
durumun sosyal sonuçları iyi olmaz. Böyle bir olaya da tanık olunduğu
görülmemiştir. PAÇA İÇME
Oğlanevi, gerdek gecesi sabahını izleyen saatlerde, köyün evli ve
ortayaşlı kadınlarını paça içmeye davet eder. Paça içilir, zifaf
çarşafına bakılır. Bahşiş atılır. Bu da bir çeşit tanıklıktır.
Düğün sona erer.
BİR DEĞERLENDİRME
1950'den sonra girmesiyle, tarımda başlamasıyla, topraksız, az topraklı
köylüler kente göçmeye başlamışlardır. Bu olgu, düğün geleneklerini
de etkilemiş, değişime uğratmıştır.
Sözgelimi görücü kuralıyla evlenme giderek değerini yitirmiştir.
Gençler, kendileri tanışıp, anlaşıyor, ailelerini bir olup bittiye
getirip evleniyorlar.
Düğün süresi gittikçe kısalmıştır dört günde bir birbuçuk güne,
daha sonra da, dört-beş saate indirlmiştir. Artık düğünler davul
zurnayla değil, salonlarda cazla yapılmaktadır.
Sinsin oynama, güreş tutma, meşale yakma unutulmuş; halay yerine
dans edilmeye başlanmıştır. Okuntu yerine" Davetiye" geçmiştir.
Gelin babaevine indirilmiyor. Genç çiftler için yapılmış, satmalınmış,
ya da kiralanmış evler açılıyor. Aile, büyük aile tipinden, çekirdek
aile tipine yerini terk ediyor/ etmiştir.
Gelin bindirilen atlar yerine taksi; çeyizi götüren develer yerine
kamyon, konukların taşınması için otobüs tutuluyor.
Gelini mezarlıktan geçirme; mezarı dolandırma gibi gelenekler yok
olmuştur.
Bu gelenekler, daha da gittikçe değişeceği benziyor. Aileler parçalanıyor;
birbirlerine yabacılaşıyor. Evlenme, nikah olma gibi şeyler yerine,
birlikte yaşama gündeme giriyor...
10.10.1998, Adana
|