Devlet Meteoroloji Isleri Genel Müdürlügü
     ANASAYFA    1994 - 2009 Arasında Yapılan Yenilikler

PARKLAR
KADIN SIĞINMA EVİ
YAYGIN EGİTİM KURSLARI
ÇOCUK SIĞINMA EVİ

KÖPEK EVLERİ

ATIK SU LABORATUARI

ARAŞTIRMA PLANLAMA
ÇEVRE DÜZENLEME
ARITMA TESİSLERİ
MEZARLIKLAR
FAKÜLTE HİZMETLERİ
ZABITA HİZMETLERİ
TARSUS İMAR LTD. ŞTİ
MESLEK EDİNDİRME KURSU
ANASAYFA


  
KÖYÜMÜZDE DÜĞÜN GELENEKLERİ
M.DEMİREL BABACANOĞLU
KÖYÜMÜZ

Köyümüzün tarihçesi hakkında elimizde yeterli bir bilgi yoktur. Bu konuda bir tasınlama yapmak istiyorum:
14.yy.'da Yüregirler Horasan'dan gelip, Adana'nın Alihocalı köyü yakınlarında bulunanÇuldağına yerleşmişler.
, Yüregir Bey, kendine bağlı beylerden Karisa Bey'i, Karaisalı yöresine; Menemenci Beyi de Tarsus'un doğukuzeyinde uzanan senir sırtlara ve Çakıt'ın güneyine yerleştirmiş.
Bu açıdan baktığımızda Menemencilerin yerleştiği yerlerin orta bölümünde bizim köyümüz" Incirgediği" de bulunmaktadır.
Buralarda göçer konar halde yaşarlarken birbirlerine:" Nerde oturuyorsunuz" diye sorarlarmış. Bizim köyün bulunduğu yerde oturanlarsa" Şoooooo incirlikte oturuyoruz" diye yanıt verirlermiş. Köyün adı buradan" Incirgediği" kalmış. Gerçekten, köyümüzün bulunduğu say kayalıklarda bugün bile yabani incir ağaçları bulunmaktadır.

Köyümüzün, günümüzden dört-beş yüz yıl önce yerleşik düzene geçtiği sanılmaktadır.
.Köyümüz; Torosların güney eteklerinde bulunan ' engebeli topraklar üzerinde, güneye-güneşe! bakan üçgen vadi yamaçlarında kurulmuştur. Kurulduğundan bu yana Karaisalı'ya bağlı bulunan köy, köylünün kendi isteğiyle 1993 yılında Tarsus'a geçmiştir.
Köyümüz, Adana, Tarsus, Karaisalı'ya yaklaşık elli kilometre uzaklıktadır. Alışverişini genenellikle Adana, Tarsus'tan yapar. Ulaşım, köyün l merkezi bir yeri olan durak Istasyonu'ndan demiryoluyla ve kısmen karayoluyla sağlanır.
1950'lili yıllardan başlayan göç olayı nedeniyle köylümüzün büyük bir bölümü Adana'ya göçmüştür. Barkal mahallesi ve yöresinde oturmaktadırlar.
.Köyümüze okul, yazı devrimden hemen sonra yapılmıştır. Uzun yıllar çevre köy çcukları bizim köyde okumuşlardır.
Aşağıda anlatacağım gelenekler, yanlızca bizim köyün değil, o yörenin köylerinin geleneklerini de içerir. ARAŞTIRMA
.Kızlar, oğlanlar ergenlik çağına girince, ana babalardan bir evecenlik başlar Oğluna kız; kızına eş arar, araştırır.Daha çok da oğlan.anaları bu işe sıvanır "Kimin kızını istesem" diye düşünür. Kimin kızı güzel.. .
Kız anaları da kızına öğüt verir, şuraya gitme, filanla konuşma, buluşma, dikkatli ol, başına bir iş gelmesin, yüzümü yere döndürme.

Bir kısmetin çıkar inşallah veririm seni der...
Böyle düşünürken kız analarıyla oğlan anaları bir bakıma anlaşmışlardır." Gııııııı senin gizi bizim oğlana mehel gördük, ne diyon'diye sorar o da:" Gısmetse olur, ne deyim anam?" der. Bu konuşmalarla yan yarıya anlaşlama sağlanmış olur.
Bundan sonra bir yakın aracılığıyla" ağız aranır."
Köylü birbirini tanıdığı için, kimin oğlu, kimin kızı hangi vasıfta, hangi nitelikte bilirler. Bu nedenle aynı köyden kız, oğlan için sorun çıkmaz. Ancak kız veya oğlan uzak köylerden olursa birbirleri hakkında bilgi toplarlar.
Kız istendiğinde, kız evi, Bir hafta on gün sure ister. Bu arada oğlanın ailesini, niteliğini araştırır. Kendince uygunsa" gelsinler" diye haber güclerir. değilse gödennozler. ısrar edilirse" kısmetini başkayerde arasın" yanıtını verililer.

DÜNÜR OLMAK

Kızı veıimkar olan aileye, hatırlı kişilerden bir iki Kişi; oğlanın ailesinden bir kişi (Bu sayı iki ile beş arasında değişebilir. ) dünür gideıler buna" dünür gütme denir," genellikle akşam üzeri gidilir, selamlaşıp, hoşbeş ederler, dünüıcü başı:"gelenlere niye geldin denmez"diye söze başlar," sizden hısımlık umuyoruz, Allanın emıi peygamberin Havliyle kızınız (...)nı, komşumuzun oğlu (. ..)na istiyoruz" der." kız evi naz evidir." biraz kentlilerini naz çekerler" eve danışalım kıza soralım" derler. ( Bu durum oğlan evinin ikinci üçüncü dünür yelmesine kadar uzaya bilir) bir başka gün bekleriz diyerek dünürcüleri savarlar.
Kıza sorulur, kız red etmez, gülümlerse olumludur. Ya da babam" ne derse olur" diye yanıtlar. Evde demokrasi varsa, kız istemiyorsa verilmez. Kız istiyorsa, aileden olumlu sonuç çıkmışsa, dünürcülere haber salınır. Dünürcüler gelir. Kız" Allanın, emri peygamberin kavliyle" verilir, kahveler içilir, tatlılar yenir. Nişan günü belirlenir. Her iki taraf da bu işe çok sevinir, mutlu olur.

NİŞAN

Sıra nişana gelir. Aileler kendi aralarında nişan günü kararlaştırırlar. Kente gidilir, Oylan tarafı kıza, kız tarafı oğlana nişan yüzüğü alır; içine isimler yazdırılır. Nişan için hazırlık görülür, giyit, şu bu, filan alınır.

Belirtilen nişan günü, eş dost, akraba, yakınlara, konu komşuya duyurulur, davet edilir. Çağrılılar kız evinde toplanırlar. Kadınlar kendi aralarında, erkekler kendi aralarında eğlenirler.
Kız geleneklere göre süslenir. Nişan takmak için görebileceği bir yere alınır. Oğlan yakınlarından aileyi temsil edecek biri, oğlanın adına nişan yüzüğünü takar. Damat orada bulunmaz. Damadın yüzüğü, ailenin nişan takan temsilcisiyle gönderilir. Son onbeş yirmi yıl öncesinden bu yana bu gelenek değişmiştir. Yüzük takma töreninde artık damat da bulunmaktadır. Kadınlı erkekli bir arada olunmakta, aile temsilcisi (büyüğü) tarafından yüzük takılmaktadır. Ardından pastayla birlikte şerbet ( şekerli su) ya da gazoz, kola gibi içecekler verilmektedir.
Tören bitiminde:" Hayırlı olsun. Allah utandırmasın, başa kadar gönendirsin..." gibi iyi dileklerde bulunulur." Darısı düğününe" denilinir.

ARA KESME
Düğünler genellikle kış mevsiminde başlar.
Ekinler biçilir, hasat edilir, döğme doğulur, bulgur çekilir, buğdaylar öğütülür, üzümler kesilir, pekmez kaynatılır, pamuk toplanır, satılır, para edilir, sıra düğüne gelir
Oğlan evinin ileri gelenleri, kız evinin ileri gelenleriyle görüşürler. Düğün günü belirlenir. Düğün için neler alınacak, neler yapılacak bir listesi hazırlanır. Listede iğneden ipliğe, ev için ne gerekliyse bulunur: Altın takı, giynek, yatak yorgan, karyola (son yıllarda beyaz eşya, oda takımı, salon takımı, süs eşyaları), yağlık yazma, okuntu vs.
Buna" Ara kesme" denir.
Yine belirtilen günde taraflar birlikte Adana'ya da Tarsus'a giderek, listede belirtilenleri alırlar.
Buna da" Esvap kesme" denir.
Esvap getirilir, konu komşunun görmesi için oğlan evinde sergilenir.

DÜĞÜN HAZIRLIĞI
Köyde eli yatkın olanlar, terzilik bilenler, kızın giyineklerini dikerler. Çeyizini düzenlerler.
Oğlan evinde düğün ekmeği yapılır. Kimi hamur yogurur, kimi hamur açar, kimi pişirir. Kalın sütunlar gibi yığılır ekmek.
Çam-çıra getirtilir. Meşale hazır edilir.
Bütün bunlar imece usulü yapılır, bir hafta on gün kadar sürer.

OKUNTU GÖNDERME
Okuntu; yağlık, yazma, mendil, çorap, gömlek kumaş gibi şeylerden oluşur. Okuntu verilecek kişiler, konumlarına göre değerlendirilir ona göre okuntuları gönderilir.
Köyde okuntu gönderilmedik kimse kalmaz. Küs-dargın olunsa bile ona okuntu gönderilir. Lakin köy ve uzak köylerdeki, yahut kentlerdeki .tanıdık eş dost akraba hısımlara okuntu gönderilmesi unutulmaz. Okuntu düğüne davet anlamına gelir. Son yıllarda bu gelenek yerini basılı davetiyelere bırakmıştır.
Okuntusu değerli ve pahalı olanlar, düğüne koyun, keçi, para gibi hediye gönderirler.

BAYRAK ÇEKME
Dağmadın sağdıçları (arkadaşları) ormana giderler, genç bir çam ağacını keserler; kesilen bu çam ağacına" çağ" adı verilir. Çağ iyice süslenir. Renkli kordelalar, mendiller, yağlıklar bağlanır. Bir de üzerine dairesel ayna asılır. Bir hafta önceden oğlan evine dikilir. Bir de sıngın ucuna bağlayarak düğüne katılırlar. Buna da" Bayrak çekme" denir.
Düğün alayı kız evine giderken çam bayrak yerinde kalır. Türk bayrağı ve diğer sembolik bayraklar çekenleri tarafından kız evine, oradan da oğlan evine taşınır.

DAVULCU TUTMA
Bir hafta önceden, kente gidilerek, düğün çalması için bir davulcuyla anlaşma yapılır. Davulcuya dutu (kaparo) verilir, davulcudan da davul alınır getirilir. Bu işleme" Davulcu tutma" denir. Davulcu, düğünün belirlendiği gün gelir, düğün sonuna kadar çalar.

AŞANACI
Düğün yemeğini yapan, orta yaşın üzerindeki, beş altı kişilik kadınlar kümesine" Aşanacı" denir. Köylerde hemen hemen bu kadınlar" Aşanacı" olurlar.
Genellikle, Aşanacıların pişirdiği düğün yemekleri, dövme pilavı, kuru fasulye, sulu patates.topalak, yüksük çorbası gibi yemeklerden oluşur.
Düğün suresince öğlen vaktinde bütün konuklara yemek verilir. Yemek verme işini köyün gençleri düzenlerler. Sofraya oturan konuklara, yemek, ekmek getiriler. herkesin karnını doyurması sağlanır.

DÜĞÜNÜN BAŞLAMASI
Düğün, perşembe veya pazar günü öğleye doğru başlar.
Düğünü genellikle köyün gençleri yönetir. Aralarından bir baş seçerler. Ona" yiğitbaşı" derler. Diğer gençler, yiğitbaşı ne derse onu yaparlar.
Yiğitbaşı tirenle istasyona gelen yolcuları karşılar. Alır köye getirir. Davulun ve zurnanın sesi duyuldu mu, bütün köylüler toplanır. Artık düğün başlamış olur.

Ev içinde de düğünü, damadın akrabalarından kızlar yönetir. Kızların başkanına da" Sağdıç" adı verilir.
Düğünde görev almış her yaşta insan, düğünün işlerini kolaylaştırır. Neşesini artırır. Bütün köycek herkesin mutlu olması sağlanır. Herkes düğüne katılır, kendine düşen payını alır., Kimi oynar, kimi seyreder...
Eğer düğün Perşembe günü başlamışsa Pazar günü öğleyin; Pazar günü başlamışsa Perşembe günü öğleyin biter.

KONUK KARŞILAMAK
Gelen konuklar, Yiğitbaşı ve arkadaşları tarafından davul zurna ile karşılanır. Eğer davul bir konu için çalmıyorsa veya halay çekiliyorsa bile... o iş bırakılır, konuk karşılanır. Konuklar x- düğün evine kadar getirilir. Konuk evinde kahve ikram edilir... Hoş tutulur, düğüne katılması sağlanır.- Davulcular konuklara davulunu konuklara tutarak, bahşiş almayı unutmazlar, Konuk karşı ima, ağırlama ikinci gün de sürer. Bundan sonra konuk pek gelmez zaten. Gerilse de konuk cezalandırılır.
Gençlerden, ortayaşlılardan, yaşlılardan bir kurul oluşturulur. Mahkeme kurulur.

Kurulun başı baş yargıç olur. Diğerleri de yardımcısı. Suç: Düğüne geç gelmek, neden geç geldiği sorulur önemli ve geçerli bir gerekçe sunmadıkça, mahkeme onu genellikle para cezasına çarptırır. Bazende kuyudan kalburla su çekme; türkü söyleme, hayvan taklidi yapma, sembolik asma gibi cezalar verilir. Kesilen ceza, parasıyla bir şey alınır, hep birlikte yenilir. Diğer cezalarsa eğlenceli olur, hep birlikte gülerler. Bu lokum, leblebi, şeker gibi şeyler olabilir.
Yiğitbaşı ve arkadaşlarının kolunda mendil, şerit bağlı bulunur. Herkes tarafından tanınır, bilinir. Düğünle ilgili bir durum olduğunda bu gençlere baş vurulur.

HALAY ÇEKME
En çok gençler halay çeker. Sonra evliler, daha sonra orta yaşlılar ve yaşlılar.
Halay çeşitleri şunlardır:
Halay, lorke, saya, temirağa, Adana üç ayağı, Kırıkhan, gelinalma...
Halayın başında, halay çekmeyi iyi bilen halaybaşı olur. Diğerleri halaybaşına uyarak, davul zurnanın ritmine göre oynarlar. Her halay dönüşünde" atalım atalım" atılır. Şöyle:
"Atalım atalım!"
Kimiiiii?

"Nereye ?"
"Sevdiğinin kucağına ene eey!" Atalım atılan kişi bir türkü, ya da bir şarkı söyler. Sonra şöyle denir:
"Oppüşşş!"
"Nerden?"
"Gıdığından, eheeeeey"
Zaten de sesi güzel olmayanlar için ile" atalım' atılır. O," sesim güzel değil, söyleyemem;" yahut" ben türkü bilmiyorum" dediğinde ısrar edilir, gülüşmeler olur," anırmasını da mı bilmiyom oğlum" denir. Sonunda ona da bir türkü veya şarkı süyletilir...
O dönemde söylenen egzersizlerde şunlardı:
"Ninno, Nuranım Nuran, yeşil ördek gibi daldın göllere, gitme garip gitme yollar çamurdur, Hasan dağı çatal matal, yeşil kurbağalar, Alıcı kuşlar yüksek yapar yuvayı,

Her yor karanlık, yetiş imdade ey ebrudade. Bu ne sevgi ah, bu ne ızdırap, pencereden kar geliyor. Zehretme hayatı, Beklerim her gün bu sahillerde, Ankara'da yedik taze meyvayı, Ham meyvayı kopardılar dalından, Arpalar sarardı gittik yolmaya, Karadır kaşların ferman yazdırır, indim yarin bahçesine gül dibinde gülizar, Aşk bu değil yapma güzel, Tren gelir hoş gelir...
Ezgilerin bitişinde tabancalar sıkılır havaya takır takır. Neşeli, mutlu, güzel anlar yaşanır...
Halay sonunda, davulcu, halay çekenlere davulunu tutar, bahşişini alır. Ardında başka bir halay başlar...

İÇKİ İÇME
Gençlere içki içme izni, genellikle düğünlerde büyükleri tarafından verilir. Gündüzleri içilmez, akşamları içilir. Düğünler dışındaki günlerde içki içmeye pek rastlanmaz.
Akşam olunca, düğün evine yakın içki için ayrılmış evlerde içki sofraları kurulur, içkiler şarap ya da rakı olur. Köyde satılmaz kentten getirtilir.
Düğün sahibi, içki sofralarına birer şişe içki gönderir. Diğer şişeleri içkiciler kendileri alır. içkicilere meze vesaire gibi şeyler düğün evinden gönderilir.
İçki içme uzadıkça, mezenin arkası da kesilir Bu zaman da içkicilerden hünerli olanlar, komşuların kümeslerinden tavuk çalarlar. Tavuk sahibinin haberi olsa bile sesini çıkarmaz. Tavuk alapişmiş olarak yenir. Böyle zamanda tavuk çalmak bir gelenektir.
Kafayı bulan (sarhoş) içkiciler dışarı çıkaılar. Davulcuyu çağırtırlar halaya dururlar, iyice" zom" (sarhoş) oldukları zaman da çiftetelli, kırık havalar çaldırarak oynarlar. Ayık kafayla şıkıdım şıkıdım oynama geleneği yoktur. Hoş karşılanmaz. Ancak sarhoşlar hoş karşılanır. Zarhoşlara" zerhoş" denir.


Bazen sarhoş kümeler arasında davul senin olacak, benim olacak diye anlaşmazlıklar çıkar. Kavgalara çatışmalara dönüşür. Kimi zaman da davula tekme veya kesici: delici bir şey vurarak davul parçalanır. Bu davranış hiç bir zaman hoş karşılanmaz. Ama yine de içkinin etkisine bağlanarak, sonuç tatlıya bağlanır

GÜREŞ TUTMA
Hemen her düğünde güreş tutulur.
Bir kezinde ( çocukluk yıllarımda) köyümüzde büyük bir güreş oldu. Ünlü güreşçilerden Mehmet Çelebi başka ünlü güreşçiler de gelmişti. O gün köy büyük bir bayram havası yaşadı. Çevre ve uzak köylerden güreşseverler geldiler.
Son yıllarda bu gelenek de unutuldu.

SİNSİN OYNAMA
Torosların dağlık köylerinden çam-çıra getirilir. Akşam, köyün meydanlığında toplanılır. Ortaya bir mesela yakılır. Çevresine halka olunur. Halkadakiler koşarak, meşalenin çevresinde döner. Halkadan biri koşarak, meşale çevresinde dönen kişinin karşısından varır. Meşalenin çevresinde dönen kişi kaçar; gelen kişi onu kovalar, yetişebilirse sırtına eliyle vurur.
Bu oyun sırasında davulcu sinsin havası çalar.
Sinsin geceyarısma kadar sürer.
Sonra, görevli gençler tarafından meşale alınır, düğün evinin önüne kadar gidilir. Davul çalar, türküler söylenir Artık bundan sonra davul içkicilerindir.

ARAP OYUNU
Daha çok ortayaşlıların oynadığı bir oyundur. Bundan başka daha çeşitli, güldürüşlü oyunlar oynanır. Bu oyunlar daha çok köy meydanlığında gece oynanır.
Bir küme oyuncu, yüzlerini isle boyarlar. Kimi kaçıcı olur, kimi kovalayıcı. Kovalayıcılar, kaçıcıları gizlediği yerden bulur, kovalar. Hırsız polis oyununa benzer bir oyundur.
DAN DAVULU
Görevli gençler davulcuları sabah erken kaldırır. Davul çaldırır. Buna" Dan davulu" denir.

GELİN ALMAYA GİTME
Aşanacılar düğünün ikinci günü akşamı gelin evine giderler. Yemek araç gereçlerini de birlikte götürürler. Orada yarın için hazırlık yaparlar. Yemek pişirirler. Gelinalıcılar geldiklerinde kız evinin konuklarıyla birlikte yemeklerini yerler.
Düğünün üçüncü günü, gelinalıcılar, kızevine öğle vakti varacak düzende hazırlık yaparlar.
Davulcular, yiğitbaşılar, gençler oğlanevinin ahbabları, yakınları, eşleri, dostları düğün evinin önünde hazır olurlar Bayrakçılar bayrağı ellerine alırlar. Kadınlar süslenir, atlara biner; buna" Yenge binme" denir. Yengeler atlarını da süslerler.
Gençler yakalarına mendillerini, bellerine kamalarını takarlar. Tabancası olanlar, tabancasını yanına alır. Kimi de çifte kırmasını /Av tüfeği) alır.
Bu arada gelin develeri hazır edilmiş olur. Develerin havutları, yularları, başlıkları renkli yağlık, yazmalarla, kurdelelarla süslenir. Boyunlarında havutlarında çanlar bulunur. Yürüdükçe çanlar salınır, çalınır.

Davul yol havası çalar. Silahlar patlar." Allah Allah" çekilir, gençler bağıra çağıra, davul çala vara, yengeler süzüle süzüle, develer aheste aheste kız evine doğru yol alır. Aradabir, kamalar yere çakılır, bayraklar dikilir, gençler halaya dururlar, türkü çağırırlar, yola tekrar düzülürler.
Kız aynı köşedeyse, kız evine varış yerinde, kız başka bir köşedeyse, köyün giriş sınırında; kız evinin gençleri, konukları karşı çıkarlar. Kız evine geçit vermezler. Oğlan evinden" Toprakbastı" belirlenir, verilir, kızevine varılır. Bu arayla gençler gençler arasında bir şey alınarak, yenilir içilir..

KIZ EVİNE VARIŞ
Kızın ailesi, yakınları, oğlan evini karşılar. Develer çöker, yengeler attan iner, kendileri için ayrılmış yere buyur edilirler. Erkek kısmını da, köyün geçleri de onlar için ayrılmış yerde ağırlar.
O gün davul çalar, halay çekilir, oynanır. Akşam olunca da, sinsin oynanır, içki içilir, davul sabaha kadar çaldırılır. Sanki üç günlük zaman bir günlük geceye sığdırılır.
Kızevinde, gelinkızın arkadaşları, yakınları, oğlan evinden gelen konuklar toplanırlar. Tef, dümbelek, darbuka çalarak eğlenirler.

KINA GECESİ
Kızın arkadaşlarından veya köyden eli yatkın, biraz berberlik bilenler; kızın saçlarını makasla düzeltirler, kaşlarını çekerler, yüzlerindeki sarı tüyleri alırlar, ağda yaparlar. Kentten alınmış olan aylık, pudra, ruj, oje gibi şeyleri süsleme için kullanırlar. Gelinin saçlarını düzenlerler, yüzüne allık, pudra sürerler göze sürme, kaşa rastık çekerler. Bazen de gelin kızın saçlarını kırk belik örerler. Esanslar, güzel kokular sürülür. Giydirilir, kuşatılır, ellerine kına yakılır.

Tam da burada kına ağıdı başlar. Kızın annesi, yakınları ağlar. Bu ağıda orada bulunanlar-da katılır. Evin avlusuna getirilmiş olan davulcu da kına ağıdı çalmaya başlar. Dertli dertli, hüzün veren bu hava herkese dokunur.*^
''Kına gecesi-bir bakıma ağıt gecesidir. Ayrılış gecesidir.

GELİN ALMA
Gelin allanıp, pullanıp, tellenmiş hazır edilmişdir.Ayrılış, kopuş zamanı başlamıştır. Gelin eşyaları, çeyizleri güçlü kimseler tarafından'sırtlarında taşınarak aşağıya indirilir. Evin önüne çökmüş olan süslü develere, yüklenir. Yengeler geldikleri ata binerler. Bayraktarlar bayraklarını alırlar, gençler hazır olurlar..'.'1 Gelinin bineceği al at veya kırat, yahut yağız at sahibinin altında kişnemektedir. Sahibi evin önünde bir oraya bir buraya koşturur. At yerinde duramaz zıpır zıpır zıplar.

Ancak içerde bir şey'olmuştur. Gelinin yastığına bir kardeşi, sandığına bir kardeşi oturmuştur, bahşişini almadan1 bırakmaz. Oğlan evinin başkanı yahut temsilcisi istenen bahşişi verir. Sandık çıkartılır, Deveye yüklenir. Yastık gençlerden birinin koltuğuna verilir. Gelinin aynası da yine bir genç tarafından alınır. Aynayla yastık hemen yola çıkartılır,1'Bir an önce oğlanevine ulaştırılır. Yastığı"' aynayı götürenler, oğlanevinden bahşişlerini alırlar.

Artık davulcular gelin bindirme havası çalmaya başlar.Gelin.allıyeşilli. telli duvaklı, beli kuşaklı baba evinin kapısında, gelin alıcıların arasında görülür.Hazır olan ata bindirilir, gelinin babası,annesi, yakınları gözyaşlarını tutamazlar, ayrılış zamanı başlamıştır, gelinin arkasından su dökerter.tbu su gibi aydınlık, berak olunması içindir, -""i
Bu olay çok heyecanlı, çok duygulu biçimde geçer.
Oğlanevinin yüzündeki mutluluk uzaktan bile okunabilr.
önde Gençler, davulcular bayrakfarlar, yürürler 'hemen ardından gelin gelmektedir. Gelin atın üstünde allı duvaklı süzülmektedir, gelinin atını oğlan eviden biri çeker ikiside sağlı solu üzengiden tutarak, onu korur.

Sonra yengeler.daha sonra da develer gelir. Bir düğün katarı (seğmen -alay) oluşurulur
Oğlanevi rahatlamıştır, şöyle derler:
'Aldık kızınızı, it yalasın yüzünüzü !" Bu söz yüksek sesle söylenemez.

YOLLARDA
Düğün alayı oğlanevine doğru yola çıkar. Bu sırada oyunlar oynanır deyişler söylenir
"Sıra sıra söğütler
Anası kızını öğütler
Diyelim Allahaşkına şavkına
Allah Allah. ... "
Oğlanevirıe yaklaşıldığında, gelinin geçeceği yere ip gererler, bahşiş allılar. Bahşiş mendil, yağlık para gibi şeylerden verilir.
Yiğitbaşı, düğünü uygun bir yerde durdurur. Gençler kamalarını yere çakarlar. Bayraktarlar, kamaların yanına bayraklarını dikerler, halay çekerler. Kısa süre sonra halay biter yola yürürler.
Az sonra yine bir deyiş söylenir.
"Kara kara kazanlar
Cennet yüzü görmesin
Aramızı bozanlar
Diyelim Allah aşkına şavkına
Allah Allah..."
Diye bağırırlar.
Bir de bakarsın alay giderken, biri numaradan bayılmış ölmüş üzerine Tüık bayrağını örterler. Davulcu ağıt havası çalar, bu sırada, mendil ya da benzeri bir bahşiş getirilip, koltuğuna sokulur. Bahşişi alan ölü drilir.
Gülüşe, eglene yola yürünür.
Mezarlığa gelindiğinde, gelin atla birlikte oglanevinin ölmüşlerinin mezarı çevresinde üç kez döndürülür. Dua edilir. Bunun, anlamı, ölülerimizi unutmadık demektir, işte haneniz boş kalmadı, gelin getiriyoruz, soyumuz sürecek... anlamına gelir.
Yine yola düzülünür.
Köye doğru yaklaşildıkça:
"Kazanlar kaynasın
Comçalar oynasın
Büyük kızlar gelin olsun
Küçük kızlara sıra gelsin
Koca karıların boynu altında kalsın
Diyelim Allah aşkına şavkına
Allah Allah. .."
Denir. Bundan koca karılar hiçbir zaman alınmazlar. Güler geçerler.
Yine bir daha çok çocukların söylediği bir türkü:
"Kocakarı kız gibi
Götü patates gibi
Altmış odun yaktım
Yine götün buz gibi"
Bundan sonra da, davulla, zurnayla, oynaya, halay çeke yola yürünür. Tam da oğlanevine yaklaşıldığı zaman; gelin takdim edilir.
"Adana'nın altı yazı
Kayıttın incedir bezi
Getirdiğimizi
(....) Ağanın kızı
22
Kiminui/.de düğün gelenekleri
İve! Kültürü
Diyelim Allah aşkına şavkına
Allah Allah....

GELİN İNDİRME
Gelin alayı oğlan evine gelir. Önce yengeler inerler Sonra süslü develerin yükü (Çeyiz) indirilir
Bütün bu işlemlerden sonra, gelin oglanevine getirilmiştir. Damadın annesi, babası, kardeşleri, yakınları mutluluk içindedirler. Gelin, atın üzerinde, oglanevinin merdiveninin dibinde durdurulur. Gelin atın üstünde süzülmektedir. Davul durdurulur. Gür sesli çığırtkan biri çıkar ortaya." Kırkım" toplamak için, yüksek sesle bağırır herkese, oradakilere duyurur sesini." Duyduk duymadık, beni çağırmadınız demeyin, hadi atkılarınızı atın!.." der. önce damadın yakınları başlar atkı atmaya...
Damadın babası, takım tarlası, bağlı bagçesi varsa onlardan bir parça bağışlar. Yoksa gücü kadar bir şey verir, (para vs.) Kaynana ise" Bir tosun veriyorum!" der gülüşülür. Bununla oğlunu işaretliyor demektir. Ardından bir düve yada sağılır inek verir. Bu keçi, koyun da olabilir. Savan, çul, halı, şal da olabilir... Yoksa gücü kadar bir şey verir.

Diğer yakınlar ve konuklar da, para ve benzeri, altın takı gibi şeyler verirler. Buna" Kırkım" toplama denir. Bu bir bakıma dayanışma, yardımdır. Bir çeşit imecedir...
Bu iş bitince" Çal davulcu" denir. Davulcu gelin indirme havası çalmağa bnşlar Bu sırada gelinin başına; bozuk para, buğday, nohut, kuruüzüm... karışımı serperler. Bu geline iyilik, güzellik, mutluluk dilemek, çorlu çocuklu olmasını isteme anlamına gelir.
Gelin attan ineceği zaman, damat gelir, gelini koltuğundan tutar, indirilmesine yardımcı olur, koltuğuna girer; gelin için düzenlenmiş odaya götürülür. Buna" Koltuk olma" denir. ( Her zaman koltuk olmıyabilir damat, gelini damadın yakınlarından biri veya temsilcisi içeri götürür.)

At sahibi hemen atına biner, ileri geri koşturur. Merdivenin önüne, yahut kapı önüne kadar birkaçkez gelir. Atın üzerindeki, gelin binerken atılmış olan halı işlemeli gelin heybesi, at sahibine bahşiş olarak verilir.
Yiğitbaşına, bayraktarlara, görevli gençlere, gelinin çeyizinden birer peşkir, mendil armağan edilir.

Hayırlı olsun diyenlere, kırkım verenlere, darısı oğluna, kızına denilir. Bunu söyleyen bekarsa, darısı başına denir.
Davulcular haklarını alırlar. Çoğu kez karınlarını bile doyurmadan geldikleri yere giderler.
Bundan sonra Aşanacıların yaptığı yemekler konuklara ikram edilir. Yerler, içerler, dua ederler... Böylece, düğünün bu bölümü sona ermiş olur.

GELINEVİ
Köyün, gelinleri, kızları, kadınları gelinevine doluşur. Gelinin getirdiği çeyize bakarlar. Daha sonra eli yatkın olan gelin, kızlar kadınlar yardımıyla, gelinevi düzenlenir, gerdek için hazır edilir.Gelinin yanıda kendi yakınlarından ve güveyin yakınlarından birkaç kadın bulunur. Gerdek sonucunu beklerler

GÜVEYİNİN YERİ
. Güveyi, gelini odasına bıraktıktan sonra, kendi akranları ve arkadaşları tarafından alınır, güveyevine götürülür. Artık bundan sonra güveyinin korunması gençlere aittir. Güveyinin bulunduğu komşu eve, , köyün orta yaşlı ve yaşlıları da gelirler. Şakalaşır, eğlenirler, fıkra söyler, türkü çağırırlar...

GÜVEY TIRAŞI
Güveyinin korumaları, güvey tıraşı için bir berber çağırırlar. Güvey, törenle tıraş edilir. Tıraş bittikten sonra orada bulunanlar tıraş giderini karşılarlar, bahşiş verirler. Gençlerden biri berberin tıraş tepsisini alır, güveyevine götürür, gelin de işlemeli peşkir, mendil bir kalıb sabun gönderir... Kaynana, kayınbaba da bahşiş vermeyi unutmazlar.

GÜVEY GİYDİRME
Güvey giyiti, gelinin babası tarafından, ölçü üzerine kentten alır; ya da bir terziye ısmarlar.Bu giyit bir bohça içerisinde getirilir. Bohçada, ceket, gömlek, pantolun, kravat, iç çamaşır, mendil, çorap, kundura bulunur...
Köyün imamı ya da dinsel kişisi, bohçayı duayla açar. Güvey iç çamaşırlarını, çorabını, pantolununu, gömleğini kapalı bir odada giyer. Sıra ceketi giymeye gelir.
imam, dua ederek ceketi güveyine giydirir.

NİKAH KIYMA
Daha önce resmi nikah kıyılmıştır. Sıra dinsel nikahtadır. Gelinin yakınlarından biri onun vekaletini alır. imam, vekile ve güveyiye, evlenmeyi isteyip istemediklerini sorar.'Alınan yanıt genellikle" Evet" olur. Böylece, imam her iki tarafı karı-koca ilan ettiğini duyurur:, Dinsel duasını eder... Orada bulunanlar da duaya katılır.
Ardından, şeker, lokum, leblebi gibi şeyler yenir.

GÜVEY VE EŞYASINI ÇALMA
Güveyinin, komşu evinde bulunduğu sıralarda, bir eşyası veya kendisi evliler tarafından çalınmak istenir. Güveyi korumakla yükümlü genç bekarlar da bu işe karşı çıkarlar. Bu nedenle genç bekarlar uyanık olmak zorundadırlar.
Evlilerse, dikkati dağıtmak için güldürüşlü şeyler anlatırlar, şakalar yaparlar. Sözgelimi:" Güveyinin dişine bak, kaç yaşında boyu kısamı ne?" gibi şeyler söylerler.
Bu sırada bir şey çalabilirlerse; çaldıkları şeyi geri vermek için bahşiş alırlar. Yok çalamazlarsa, evliler gençlere bahşiş vermek zorunda kalırlar.
Bu olay, güvey artık evliler sınıfına geçiyor, bekarlardan ayrılıyor anlamına gelir. O nedenle, bekarlar, güvey gerdeğe girene'kadar onu evlilerden korumak zorundadırlar...
Genellikle bekarlar başarılı olurlar.

NAMAZ
Güveyi, arkadaşları ve yakınları tarafından yatsı namazına götürülür. Namaz ya bir evde, ya da bir camide kılınır. Köyümüzde cami olduğu için güveyi namazını burada kılar.
Güvey yatsı namazından başka, bir de iki rekat namaz kılar. Bu namaz, geleceği ve başarısı için bir dua namazıdır.

GÜVEYİ GÖTÜRME
Namazdan sonra güveyi gelin evine götürülür. Giderken türkü çağrılır, atalımatılır.
Güveyi evin kapısına veya merdivenine geldiği zaman, korumaları tarafından sırtından itilir. Bu sırada içeri girene kadar birileri arkasından sırtına şaplak veya yumruk vurur. Güveyi bundan kurtulmak için içeri koşar. GERDEK
Böylece güveyi gerdeğe girer. Orada bulunan gelinin korumaları dışarı çıkar. Güvey ve gelin daha önce yakınlarından aldıkları öğüt üzerine harekete ederler.
Güvey önce, gelinin boynuna altın gerdanlık takar.veya ona altın ve benzeri şeylerden armağan sunar. Buna" yüzgörümlük" denir. Bundan sonra, gelinin yüzünü örten alı açar..

Böylece çoğu kez olduğu gibi benzeri ilk tanışma başlamış olur.Gelinin yüzüne bir hosgeldin öpücüğü kondurur. Oturur, konuşurlar, çerez gibi benzeri şeyler yerler. Bu ısınma, tanışma başlangıcıdır.
Sonra loş bir ışıkta birbirlerine yaklaşıriar.Soyunuriar.Birleşme sağlanır.Bekaret bozulur çarşafta kan lekeleri oluşur.
Güveyi giyinir, dışarı çıkar, annesi babası ve orada bulunan büyüklerinin elini öper. Bunun anlamı" zifaf" başarılı olmuştur demektir.
Bu sırada, güveyinin yakınlarından biri tüfek ya da tabancayla havaya üç el ateş ederek "zifafın gerçekleştiğini duyur.
traktörün köye makinalaşmanın

ÇAM BAYRAĞIN İNDİRİLMESİ
Düğünün başlangıcında dikilmiş olan çam bayrak indirilir.Gelin kız çıkmamışsa indirilmez. Silah sıkılmaz. Gelin babaevine gönderilir.Bu durumun sosyal sonuçları iyi olmaz. Böyle bir olaya da tanık olunduğu görülmemiştir. PAÇA İÇME
Oğlanevi, gerdek gecesi sabahını izleyen saatlerde, köyün evli ve ortayaşlı kadınlarını paça içmeye davet eder. Paça içilir, zifaf çarşafına bakılır. Bahşiş atılır. Bu da bir çeşit tanıklıktır.
Düğün sona erer.

BİR DEĞERLENDİRME
1950'den sonra girmesiyle, tarımda başlamasıyla, topraksız, az topraklı köylüler kente göçmeye başlamışlardır. Bu olgu, düğün geleneklerini de etkilemiş, değişime uğratmıştır.
Sözgelimi görücü kuralıyla evlenme giderek değerini yitirmiştir. Gençler, kendileri tanışıp, anlaşıyor, ailelerini bir olup bittiye getirip evleniyorlar.
Düğün süresi gittikçe kısalmıştır dört günde bir birbuçuk güne, daha sonra da, dört-beş saate indirlmiştir. Artık düğünler davul zurnayla değil, salonlarda cazla yapılmaktadır.
Sinsin oynama, güreş tutma, meşale yakma unutulmuş; halay yerine dans edilmeye başlanmıştır. Okuntu yerine" Davetiye" geçmiştir.
Gelin babaevine indirilmiyor. Genç çiftler için yapılmış, satmalınmış, ya da kiralanmış evler açılıyor. Aile, büyük aile tipinden, çekirdek aile tipine yerini terk ediyor/ etmiştir.
Gelin bindirilen atlar yerine taksi; çeyizi götüren develer yerine kamyon, konukların taşınması için otobüs tutuluyor.
Gelini mezarlıktan geçirme; mezarı dolandırma gibi gelenekler yok olmuştur.
Bu gelenekler, daha da gittikçe değişeceği benziyor. Aileler parçalanıyor; birbirlerine yabacılaşıyor. Evlenme, nikah olma gibi şeyler yerine, birlikte yaşama gündeme giriyor...
10.10.1998, Adana

İnternet Adresi : www.tarsus.bel.tr        Eposta Adresi : bilgi@tarsus.bel.tr      SANTRAL : 0324 616 2515       ALO BELEDIYE 153
       

 Bu sayfalar ve İnternet'teki pek çok site en iyi 1024x768 ekran çözünürlüğü ve true-color renk ayarı ile izlenebilir.
 En son browserları (Internet Explorer 5+ ve/veya Netscape 6+) kullanmanızı tavsiye ederiz.
TARSUS Belediye Başkanlığı Bilgi İşlem Müdürlüğü
VBT, Vizyon Bilgi Teknolojileri - www.vbt.com.tr